Archive for Uncategorized

Bünyan Türküleri / Şerif

Bahçası taşlı şerif amman amman
Gözleri yaşlı şerif amman
Mustafamı öldürdün amman amman
Alnı da dört kaşlı şerif amman
****
Aman şerif ne diyon amman amman
Bağları bozdum gidiyom amman
****
Bahçaya su bağladım amman amman
Girdim çıktım ağladım amman

Eller şerif dedikçe amman amman
Bağrıma taşlar bağladım amman
****
Aman şerif ne diyon amman amman
Bağları bozdum gidiyom amman

Leave a comment »

Bünyan Türküleri / Navruz Gelin

Şu dağları aşmalı
Çifte camız koşmalı
Yar askere gidiyor (da Navrız Gelin Yörü)
Kiminen konuşmalı (öldürüyon beni)

…….Yar yörü yörü, kız yörü yörü, sallanmanın yeri
…….Kız nişanlın geliyor da kostak kostak (Osmanlıca) yörü

Ekine firaz derler

Güzele beyaz derler
Kime yansam derdimi
Yana yana gez derler
(Nakarat)
Poşunu eğdirmişsin
Kaşına değdirmişsin
Gayet güzel değilsin
Kendini sevdirmişsin
(Nakarat)
Asmada yeşil yaprak
Başında kara papak
Sarılalım yatalım
Sonumuz kara toprak
(Nakarat)
Oğlan kakilin ne çok
Şapkayın altına sok
Şu nazardan korkman mı?
Nazarın işleri çok
(Nakarat)
Şu dağların karı var
Hep ellerin yari var
Sen ağlama sevdiğim
Ben ağlasam yeri var

Leave a comment »

Bünyan Türküleri / Kozalı Gelin

Karşıdan geliyor Kozalı Gelin
Topla kozaları toz olur gelin
Kaldırsan peçeni baksam yüzüne
Eller arif olur söz olur gelin

……….Bacadan aşıyor asmanın dalı
……….Gelin nideceksin bu kadar malı
………Zengin olsan, fakir olsan ne çare
………İşte görünüyor dünyanın hâli

Leave a comment »

Bünyan’da inanışlar: Göz Değmesi (Nazar)

Aniden hastalanan bir kişinin veya malını kaybeden, güç duruma düşen kişilerin göz değmesine uğradıklarına inanılır. Göz değmesi, efsuncunun esnemeye başlamasından anlaşılır. Efsuncu, esneyince teşhisi göz değmesi olarak koyar ve hastaya üzerlik, çörek otu, soğan, sarımsak ve ince un (uğra)dan bir tütsü türüterek göz değmesini geçirmeye çalışır. Bu işi yaparken
Falanın gözü
Filanın gözü
Ak göz
Kara göz
Mavi göz
İn göz
Bin göz
Cin göz
diye seslenerek parmağıyla basar ve çaput yakar, kurşun eritir.

Dileyenler için biz nazar duasını da burada verelim:

Nazar Duâsı
Rabbı onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkâr edenler, Kur’ânı dinlediklerinde neredeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. “O delidir” diyorlardı. Oysa Kur’ân âlemler için öğütten başka birsey değildir.

Leave a comment »

Bünyan Çocuk Oyunları: En Doğ Tram Vay


En az dört beş oyuncu arasında oynanır. Bir ebe seçilir. Ebe duvara doğru döner ve ellerinin avu işlerini duvara doğru vurarak “en doğ tram vay” şeklinde sayar. Bir çizginin arkasında bulunan diğer oyuncular, ebenin bu sayışması esnasında ebeye doğru hareket ederler. Ebe, sayışmacayı bıraktığı anda başını geriye doğru çevirerek diğer oyunculara bakar. Eğer yarışmacılardan birini hareket halinde hareket halinde görürse o oyuncu oyundan çıkar. Ebe “en doğ tram vay” biçiminde saymacaya devam eder. Diğer oyuncular da bu esnada ebeye yaklaşmaya çalışırlar. Nihayet içlerinden biri bu saymaca sırasında ebeye dokunursa, oyuncular çizgiye doğru kaçmaya başlar. Ebe de onları yakalamaya çalışır. Yakalanan oyuncu olursa o, ebe olur. Oyun böylece sürer. Oyuncular sıkılıncaya kadar oynanan bir oyundur.

Leave a comment »

Bünyan Çocuk Oyunları: Fort

En az iki kişiyle oynanır. Kızların oynadığı bir oyundur. Önce sıra belirlenir. Sonra oyunun çeşidi belirlenir. Birinci olan eneğini birinci halkaya atar ve tek ayağı ile diğer ayağını yere basmadan ve eneği çizgilere denk getirmeden büyük yuvarlağa kadar sürükler. Eğer kuralda belirtildiyse ana yuvarlakta iki ayağını yere basabilir. Böyle bir kural konmamışsa tek ayağı ile ana yuvarlaktan dönüp eneğini sürükleyerek başladığı yere gelmesi gerekir.
Birler bitince eneğini ikinci dairenin içine atar. Yine aynı şekilde eneğini sürükleyerek parkuru tamamladıktan sonra bu kez eneğini üçüncü daireye atacaktır. Bu oyun sırasıyla dördüncü ve beşinci daireler ile son olarak ana daireye eneğini atıp tek ayak üzerinde parkuru tamamlayana kadar sürmektedir.
Oyuncu, eneğini dairenin içine atamazsa oyundan yanar.
Oyuncu, tek ayak üzerinde sıçrarken çizgiye basarsa yine yanar.
Oyuncu, eneği sürüklerken enek çizgi üzerinde kalırsa yine yanar.
Oyuncu, tek ayağının üzerinde sıçrarken diğer ayağını yere değdirirse yine yanar.
Yanan oyuncu sırasını kaybeder ve diğer yarışmacı oyuna başlar. O da yanarsa bir diğerine sıra geçer. Oyun bu şekilde dönerli bir biçimde oynanır. Çocuklar usanana kadar oyuna devam edebilirler.

Leave a comment »

Bünyan Çocuk Oyunları: Ebebaşı


Toprak bir zemin bulan çocuklar, toprağı elleriyle yığın yaparlar. Aynı çanak çömlek yapımında olduğu gibi ellerini suyla ıslatarak toprağa şekil verirler ve toprağı sertleştiriler. Sonra küçük bir ağaç çöpüyle sertleştirdikleri toprağı dört bir yanından oymaya başlarlar. İçindeki kuru kalan toprağı boşaltırlar. İçindeki kuru toprağı büyük bir maharetle boşalttıktan sonra yine ağaç çubukla en üst bölümünden küçük bir delik açarlar. Üstteki delikten su dökmeye başlarlar. Amaç, suyun açılan dört delikten geri çıkabilmesidir.
Suyu üst delikten dökerken de şöyle bir tekerleme söylerler:
Ebemin başı
Kaldırım taşı

Leave a comment »

Bünyan’da bilye oyunlarından biri: Cors

En eski çocuk oyunlarından biridir. Bilye denen küçük, sert küre biçiminde toplarla oynanır. Roma İmparatoru Augustus Caesar’ın da çocukluğunda bilye oynadığı bilinmektedir. Eskiden yuvarlak çakıllar ya da meyve çekirdekleri bilye olarak kullanılırken, 18. yüzyılda mermer bilyeler yapıldı. Bilye oyunlarının adı ve kuralları oynandığı ülkeye göre değişiklik gösterir. Türkiye’de renkli cam bilyelere “misket” denir. En çok oynanan bilye oyunları ise “tumba”, “kuyu” ve “Üçgen”dir.Bilye oyunlarında ortak nokta, bilyeyi yuvarlayarak başka bir bilyeye çarptırmak ve onu kazanmaktır. Bilye, kıvrılan işaret parmağının içine oturtulur ve başparmakla itilerek atılır. “Kaptan Oyunu”nda, bilyeler yerde açılan belirli sayıda çukura önceden saptanmış bir sıraya göre sokulmaya çalışılır. Bunu başaran oyuncu, rakibinin bilyesine atış yapma hakkı kazanır.

Bünyan’da üçgen bilye oyunlarından bir oyun vardı. Adı Cors… Yere bir üçgen çizilir. Üçgenin içine ve kenarlarına iddiaya göre, her bir yarışmacı ister üç, ister beş, isterlerse on bilye koyarlar. Sonra bir oyun çizgisi çizilir. Bu çizginin arkasında üç ya da dört oyuncu enek adını verdikleri bilyelerini üçgene doğru atarlar. Eğer ilk atışta, üçgenden bilye dışarı çıkarmışsa yarışmacı oyuna sıra beklemeden devam eder. Eğer hiç kimse bilyeyi dışarı çıkarmamışsa üçgene en yakın atışı yapan önceliği alır. Hangi bilyenin daha yakın olduğu konusunda anlaşmazlık çıkarsa elle ya da ayakla ölçüm yapılır. En yakın olan yarışmacı, elle üçgene doğru atış yapar ve bilyeleri üçgenden dışarı çıkarmaya çalışır. Çıkardığı her bilye kendinindir. Lakin eğer bu atışlar sırasında enek adını verdiği bilyesi üçgenin içinde kalırsa “cors” olur. Yani o oyuncu yanar ve oyun dışı kalır. Bu oyuna Bünyan’da Cors adı verilir.

Leave a comment »

Bünyan’da Yağmur Yağdırma Adetleri: Udu Gezdirme, Çömçe Gelin ve Arap Kızı

Bünyan’da eskiden yağmur yağdırmak için “udu” gezdirilirdi. Udu nedir? Udu, aslında çocukların ve gençlerin yaptığı insan savı (insana benzer) bir maketin adıdır. İki tahtayı artı şekline getirirler, üzerine yoşuh (eski) elbiselerden giydirirler. Başı belli olsun diye orta kısma çaput sararlar. Başına da bir şapka ya da kasket konur. Aynı bostan korkuluğu gibi ya da cadı gibi…al sana udu… Niye cadı gibi? Bazen de uduya karamık çalısından süpürge yapılır yanına konurdu. İki çocuk kollarından tutar udunun. Diğer çocuklar arkada, başlarlar udu tekerlemesini söylemeye:

Udu udu gördün mü
Uduya selam verdin mi
Udu kapıdan geçerken
Bir dolu yağmur verdin mi

****
Ekincinin tarlasına
Koramaz’ın kuyusuna
Ver Allah’ım ver
Bir dolu yağmur

Nasıl olurdu bilmem ama daha udu gezdirirken yağmur yağmaya başlardı. Yağmur yağmaya başlayınca bu kez çocuklar ev ev gezip bahşiş toplamaya başlarlar. Un, bulgur, yağ… Ne bulurlarsa bahşiş olarak alacaklar ve topluca yemek yiyecekler.
Bahşiş toplarken bakın nasıl istekte bulunurlar:
Çömçe gelin ne ister
Birazcık yağ ister
Yağ olmazsa bal olsun
Yağmurunuz bol olsun
***
Yağ yağ yağmur
Teknede hamur
Tarlada çamur
Ver Allah’ım ver
Sulu sulu yağmur
Bu yağmur gezmelerinin bir de korkutucu unsuru vardır: Arap kızı… Çünkü o yağmur gezinitisine çıkmış olan çocukları pencereden seyretmektedir. Aslında seyreden kimse yoktur. Çocuklar bütün pencerelere bakarlar ama “arap kızı”nı göremezler. Tekerlemesi şöyledir:
Yağmur yağıyor
Seller akıyor
Arap kızı camdan bakıyor.
Çocuklar, yardımsever bir kadının daveti ile eve alınır. Topladıkları bulgurdan güzel bir bulgur pilavı yapılır, çocuklar afiyetle yerler. Eğer ceviz, kuru üzüm, kavurga falan da verilmişse keyifleri daha da yerine gelir.
S.Burhanettin Akbaş, Bünyan ve Yöresi Halk Edebiyatı, Folklor ve Etnografyası, Kayseri, 1994
*Udu adeti Eski Türk inanışları ile ilgilidir ve Türkler “Yada Taşı” dedikleri bir taşın yağmur yağdırdığına inanırlardı. Yada kelimesi Bünyan’da udu biçimine dönüşmüştür.

Leave a comment »

Bünyan’da Yüzük Oyunu

Genellikle düğünlerde ve uzun kış gecelerinde erkek odalarında on -on beş kişilik iki grupla oynanan bir oyundur. İki grup kendi “yüzükçü başı”sını seçer. Ortada bir tepsi vardır. Tepsinin üstünde yedi -sekiz fincan bulunur. Oyunun başında yüzükçü başıları taş saklar ve bulan taraf oyuna başlar. Fincanlardan birinin içine yüzük konur. Karşı taraftan birisi yüzüğü bulmak için, fincanı kaldırmadan ve sallamadan “yüzük bunda”, “yüzük bunda değil” diyerek kaldırmak zorundadır. Yüzüğü taraflardan biri bulmuş ise sayıları bir olur ve öne geçerler. Öne geçen taraf karşı tarafa şöyle seslenir: (Bu sözler ezgiyle beraber söylenmektedir.)
Ormanlarda olur piren *
Yaprakları peren peren
Bizim sayı birdir bellen
Bunlar yüzük şaşkınları
Oynarlar akşamdan beri
Eğer sayıları iki olmuş ise şöyle seslenirler:
Ormanlarda olur tilki
Kulakları vardır iki
Bizim sayı oldu iki
Bunlar yüzük şaşkınları
Oynarlar akşamdan beri
Her oyunun bir limiti vardır. Bu limit yüz sayıya kadar çıkarılabilir. Her sayının kendine ait bir ezgisi ve sözleri bulunmaktadır. Oyunu kazanan taraf şöyle manzum bir parça söylerler:
Yüzüğü buldu eşimiz
Hayıra döndü işimiz
Bu mu yüzükçü başınız
Vah vah zavallı
Zavallının ötmez kavalı
On bir koyun aldım d0kuzu şişek
Niye mağlup oldun ensesi gevşek
Aldın aldın alamadın
Hey zalım nenni nenni
Başı büyük yiyemedin
Akşamdan beri
Beri oynamam gayri
*piren: bodur orman örtüsü, maki topluluğu.

Leave a comment »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.